26 Ağu 2009

Patrimonyalizm VE Patrimonyal Devlet Yapısı

Max Weber'in siyaset bilimine kazandırdığı bir kavramdır. "devletin bir üst unsur/birim olarak halkı dışarıdan yönetmesi" şeklinde tanımlanabilir. buna göre halk , kendisi bir üst birim olan yönetene daimi ve mutlak bir aidiyet hissiyle bağlıdır. bu durumda da devlette geleneksel aile yapısına benzer bir yapı oluşur. Ailede baba, yöneten ve kollayan kişidir. aile bireyleri, otoritesi kendinden menkul babaya itaat ve saygıyla yükümlüdürler. nitekim, bu yükümlülüklerini yerine de getirirler. evde baba ne derse o olur. buna mukabil baba da bu itaat karşısında aile bireylerini koruyup kollamakla mükelleftir. burda da bir Patronaj İlişkisi oluşmaktadır; koruma karşılığı itaat. baba, aileden biridir ama aileye bir o kadar da uzak, üst bir otoritedir. aileyi dışarıdan yönetir. babanın varlığı bir zorunluluk neticesinde oluşur. baba olmazsa aile de olmaz. bu sebeple babayı aile seçmez. işte Patrimonyalizm, bu anlatılan klasik aile yapısının devlete uyarlanmış halidir. öyle ki, patrimonyal devletlerde iktidardaki kişi, halkı, dışarıdan yönetir. yani iktidar, halkın dışında ve üstünde soyut bir yapıdadır. iktidar halkı ne kadar kollar ve gözetirse, halkın itaati de o derece artar -patronaj ilşkisi-. patrimonyal devletlerde muktedir olan aynı zamanda "baba"dır ve onunla özdeşleştirildiği için hemen her şey "devlet baba"dan beklenir. patrimonyalizmin devleti, babası "muktedir" ve çocukları da halk -yönetilenler- olan, büyük bir ailedir.

Patrimonyal Devlet'e örnek vermek için çok uzağa gitmemize gerek yoktur. osmanlı ve bir çok konuda onun mirasçısı olan türkiye, patrimonyal geleneğin en net örnekleridirler. osmanlı'da padişah, reaya'dan -yönetilen halk; çiftçiler- her konuda sorumludur. buna mukabil reaya da padişahın "kul"udur ve ona itaat etmek reayanın asli görevidir. devletin koruyuculuğu ve kollayıcılığı, devlet tarafından yerine getirilen vakıf arazisi ayırma ve vakıf kurma vb faaliyetleri yaygınlaştırır. devlet, koruyuculuğunu kurduğu yargı sistemiyle de gösterir; bir uyuşmazlık halinde tarafların doğruca, bir aracı olmaksızın devletin kendisinde vücut bulduğu kadıya gidip dertlerini anlatabilmeleri, bu koruyuculuk durumunun uzantısıdır. tüm bunlara karşılık olarak devlete boyun eğen, sadakatte kusur etmeyen reaya da vergisini vererek -reaya için aşar- "devlet baba"yı muhtemel ekonomik sıkıntılara karşı güçlendirir.aslında osmanlı'da bir "imparatorluk" olmanın tam olarak patrimonyalizmle mümkün kılınabildiğini söylemek hatalı olmasa gerektir. zira, kendi içinde uluslaşamayan, millet kavramını, toprak bütünlüğü mefhumunu kurumsallaştıramayan osmanlı'nın bu kadar uzun süre yaşamış olması, yönetenle yönetilen arasındaki bu gizli sözleşme yardımıyla olmuştur. yani, kurulan yoğun patronaj ilişkisi ve devamında gelen patrimonyal devlet yapısı, osmanlı'yı yarım bin yıldan daha fazla bir süre dünyada hakim kılmıştır ve eğer ki Fransız Devrimi ve onun getirdiği Milliyetçilik Akımı bu kadar kuvvetli olmasaydı osmanlı, aynı kültürel birikim ve aynı devlet geleneğiyle daha uzun süre yaşardı.



Kaynaklar

*http://www.faculty.rsu.edu/~felwell/Theorists/Weber/Whome.htm

**http://www.itusozluk.com/goster.php/patronaj+ili%fekisi

Hiç yorum yok: